Pazar, Kasım 05, 2006

Sınavların dayanılmaz hafifliği

...Başlıktan da rahatlıkla anlaşılabileceği üzere, vize haftası gelip çatmış durumda. Bu sebetpen ötürü, kısa bir süreliğine Blog'u güncellemem mümkün olmayacak gibi... veremeyeceğim rahatsızlık için şimdiden özür dilemiyorum. Teşekkür ederim canım. (evet, sabaha karşı koment girmemeye karar verdim, cıs imiş meğersem...)

Cumartesi, Kasım 04, 2006

İnsan neyle yaşar?

"Şu dünyada öğütlerden geçilmez;
"aman günah, ayıp, kötü, yanlış!"
karnın açsa kuru öğüt çekilmez,
Önce doyur da ardından konuş.
Nedense hep size göbek, bize ahlak
unutma kulak ver de, dinle bak
ister böyle düşün, ister başka türlü:
Önce ekmek gelir, ardından ahlak!
Dünya nimetleri bir koca ekmek
Yoksullara da birer lokma gerek..."

Bertolt Brecht, "Üç Kuruşluk Opera" 'dan.

Cuma, Kasım 03, 2006

Aşk üzerine bir lakırdı...

Yakınlarımın başlarına gelen bir dizi olayın, ve hudutsuz hayal kırıklıklarının ve diğer çeşitli hede lerin bana hatırlattığı bir söz var. Madem ki blogum var, neden hemen bloguma yazmayayım? Buyursunlar;

"Aşk, iyi giden bir ilişkinin sebebi değil, sonucudur."

Vinç dolusu saygılar efenim... :)))

Perşembe, Kasım 02, 2006

Kuzgunlar ve Leşler 'den

"-Karamsarlık!... Yok yavrum. Karamsarlık bizden ıraktır. Neden dersen, yaşamaya gücümüz yetmektedir. Gücünden güvensiz olan yılgındır. Ancak umudunu yitirmişlere yaraşır karamsarlık. Biz öyle değiliz. Bak, dün niceydik? Nice sevinçle bitirdik günü?.. Konuklanmak onuruna nice kavuştuk tekinlik kazanarak? Ve nice güçlüyüz bu güne başlarken? Bir düşün. Düşünende, anlarsın ki, kötüsünü aklında evelemeye zorunlusun-kötüsü geldiğinde hazırlıklı olmak amacıyla. Hazırlıklıysan, kötü seni yıldırıp yıkacağına biler. Ondan daha keskin olursun. Ondan güçlü...Ve dahi vurduğunleyin kırar geçirirsin. Yıllardır her sabah böyleyizdir biz. Kötüsünü düşünürüz. Gördüğümüzden, öğrendiğimizden, yaşadığımızdan derneyip süzdüğümüzü, bir bir aklımızdan geçiririz. Beterin beterini koyarız annacımıza... Gücümüzü sınarız. Gücümüz yetmedi diyelim, aklımızı sınarız. O da erişmedi, kaçmanın yollarını ararız. Anlayacağın, yaşamın her türlü olumsuzluğuna hazırlanırız. En olumsuzuna, ölüme bile. Ondan ötesi gün boyu ulaşılan kazancımızdır. Kişi de kazancını adam gibi yemelidir."

Non Sequitur ne ola ki?

Eh, tadından yinmez dünyamızın bu nepnefis, kışkırtıcı sanal cangıllarına bir ağaç daha dikip, "yığındaki bir zerre" olan statümüzü, "yığını oluşturan zerrelerden biri" statüsüne zıplatmak adına; "Evet evet, iyisimi ben de bir blog oluşturayım ki, çok önemli bir iş yapmış olayım, insanlara ilim irfan saçayım, ÇOOOK merak ettikleri eşssiz nefis über öte harika mükemmel iç buhranlarımı, hayatımı, sivilcelerimi nasıl patlattığımı falan insanların GÖZÜNE GÖZÜNE sokayım!" diyerek, bu gün itibariyle Blog'umu oluşturmaya başlamış bulunuyorum...

...ha, Non Sequitur latince bir ifade. Sanırım şimdi anlamını açıklamam bekleniyor-ama aslında açıkladım bile...

Hadi bakalım...